Kucuk yaslarimdan beri, cesitlendirerek devam ettirdigim baslica davranislarimdan biri de, kafamda, bazisinda kahramani oldugum goruntuler olusturmak, ozellikle muzik dinlerken ve calisirken. Siir okurken pek degil, Nazim Hikmet'in Salkim Sogut siiri disinda.Sovalyeleri hayal etmeyi sevdigimden midir bilmiyorum ama, bu siiri her okudugumda/dinledigimde buyuk keyif aliyorum.O kadar guzel tasvir edilmis ki o guzel an;Siirin tamami surada: http://www.siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/salkimsogut.htmAkıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden
bire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!
Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

0 comments:
Post a Comment