berrak sular

bizi bizden iyi tanıyor gök ve deniz

Saturday, October 24, 2009

Devrim, Evrim, Mutasyon

Dunyanin en eski tartisma konularindan biri oldugunu dusundugum silahli devrim ve siddetsiz devrim tartismasinda hakli oldugunu dusundugum tarafin karsisinda duruyorum, yani bir harekete yon verme gucum olsaydi, kesinlikle silahli mucadeleyi tercih ederdim. Ustelik bunu basarisizlikla sonuclanacagini savunanlara sessizce katilmama ragmen, onlari pasifizmle suclayarak yapardim.

Bu davranisi dogru bulmanin baslica nedeni karsi tarafin gercekten de -cogu zaman, turkiyede her zaman- gercekten de pasifist, isin romantizminin tadini cikarmaktan oteye gitmeden ekonomik sistem degistirebilecekleri fikrine kendilerini inandirmis olmalari. Silahli direnisin basarili olmayacagini dusunerek bir yerde onlara katiliyorum fakat karsi tarafin silahli degil demokratik mucadele ederek insanlari aydinlatmanin mumkun oldugu fikrine kesinlikle katilmiyorum. Komunizm adina telaffuz edilmesinden rahatsiz oldugum utopya kelimesi aslinda tam da bu romantik aydinlanma icin gecerli. Cunku, bugunku populasyonun cogunun, karsisinda oldugumuz piramidin en tepesindeki egemenlerin yigin olarak, bizim ezilenler, proleterya olarak tanimladigimiz, piramidin en altindaki kitlenin aydinlanmasi icin gerekli finansmani karsilamaya degil bizim, dunyanin en varlikli sirketlerinin gucu yetmez. Sayet siddetsiz devrimi en azindan dolu bir iyimserlikle benimsediysek ve ciddi bir bicimde ekonomik sistemin degismesi icin calismak niyetimiz varsa, ilkin populasyonun kontrolunu dusunmemiz gerekiyor. Fakat bunun pasifistlerin gundeminde bile olmadigini goruyorum, zira olsaydi silahli mucadele icin bir nedeni daha farkedeceklerdi.

Birkac ay once olsa, siddetsiz cozumun esasinda pek de cozum olmadigini ifade ettigim onceki paragrafa gerilla savasini savunarak devam eder, costukca cosar, sonunda belki hizimi alamayarak esasinda tiksindigim "yasasin devrim sehitleri" sloganini bile yazabilirdim. Fakat bir suredir reformist hristiyanlarin, ekonomik sistemlerin devrimle degil ancak evrimle degisebilecegi gerekcesiyle devrime karsi cikmalarini dusunuyorum. Kulaga mantikli geliyor. Cunku nasil dikis tutturduguna sastigimiz kapitalizm, zanaatkarlarin ticari, cetelerin askeri stratejilerinin evrimiyle bugunku formuna eristi. Bu evrimin daha diplerini irdeleyecek tarih bilgisine sahip degilim ancak Emile Burns "Marksizm Nedir?" kitabinin ilk bolumlerinde kapitalizmin dogusunu aciklarken sozunu ettigim sureci gayet iyi acikliyor..

Bu surecin ozellikle ikinci raundunu dogadaki kaynak paylasiminin yiginlara hukmeden zeki varliklar tarafindan degistirilmesi nedeniyle daha cok mutasyona benzetiyorum. Insanligin kapitalizmi kabullenme nedeni devrimle degil mutasyonla adapte edilmesi olmali. Anahtar nokta kesinlikle bu, tabiat ana, evrimin onune hicbir gucun gecmesine musade etmiyor. Fakat bu durum silahli mucadelenin gereksiz oldugu anlamina gelmiyor. Nasil ki kapitalizmin evrimine tuccar ve ceteler onculuk ettiyse, direnisciler de uzun bir surece yayilmis evrime bir kum tanecigi kadar katkida bulunduklarinin farkindaligi icinde onculuk etmelidir.

Friday, October 9, 2009

Richard Stallman is my staretz and I believe in GNU.

Az once aklima geldi bu soz.Ayak tirnaklarini sapur supur goturse de, Richard Stallman'in yaslandikca daha da saygi gosterilen bir lider olacagini, hatta Einstein'in ongordugu tasli sopali savaslarda komunist ordunun baskomutani yahut parti kanadinin onderi olacagini dusunuyorum.Isvec'teki hareketlerden sonra hic de mumkunsuz gorunmuyor.Neyse, olur da wikiquote'da birseyler yazmaya vakit bulursaniz, basligimi acip yazarsiniz.

Thursday, October 1, 2009

Kucuk yaslarimdan beri, cesitlendirerek devam ettirdigim baslica davranislarimdan biri de, kafamda, bazisinda kahramani oldugum goruntuler olusturmak, ozellikle muzik dinlerken ve calisirken. Siir okurken pek degil, Nazim Hikmet'in Salkim Sogut siiri disinda.Sovalyeleri hayal etmeyi sevdigimden midir bilmiyorum ama, bu siiri her okudugumda/dinledigimde buyuk keyif aliyorum.O kadar guzel tasvir edilmis ki o guzel an;

Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden
bire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!
Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!
Siirin tamami surada: http://www.siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/salkimsogut.htm

Friday, August 14, 2009

Dunya Disi Varliklar ve Mulkiyet


Pek cok bilim kurgu eserinde yuksek teknoloji kullanilmasina ragmen gezegenlerin ulkelere bolunmesi, imparatorlarin olmasi, ticaretin ve mulkiyetin olmasi bana hep garip gelmistir.Hayvanlarin dogasinda olmayan, butun savaslarin, yoksullugun, acligin, doganin tahrip edilmesinin baslica nedeni olan bugunku ekonomik sistemin baska gezegenlerde olma ihtimali cok cok azken, nasil olup da aksinin kurgulandigi kitap sayisi bir elin parmaklarini gecmez anlamiyorum.The Dispossed gibi radikal orneklerde bile insanlarin evvela kapitalizmi benimsedigi, daha sonra anarsizme gecis yaptigi varsayilmis.Ilginc dogrusu.

Sahsen bugunku ekonomik sistemin kasitli olarak insan dogasinin bir parcasiymis gibi gosterildigini dusunuyorum.Insanlarin daha adil, daha bariscil ve insancil cozumlere gozlerini yummasi isteniyor.Ise de yariyor bence.Insanlar uzayli gordugunde tas atma refleksini gosteriyor.Abartili bir ornek gibi gelebilir ama uzaydan gelip insan kaniyla beslenen yaratiklari anlatan filmleri kurgulayanlarin uzayliya tas atan insanlardan cok da farkli dusunce dunyalarina sahip olmadigi bir gercek.Dogada insan kaniyla beslenen cani yaratiklar var mi? Yok.Bence olmasi doga kanunlarina aykiri olurdu.Uzaydan, gezegenimizdeki insanlardan daha tehlikeli canlilarin gelebilecegine ihtimal veremiyorum.

South Park'in bir bolumunde hayal dunyasindaki kotu yaratiklar toplanip, iyilere ne yapacaklarini tartisiyorlardi.Diyalogu tam hatirlamiyorum ama soyle birseydi;
Klasik Bir Canavar - Hepsini yakalayip canli canli yiyelim!
Bir digeri - haydi!

Sonra kotu karakterler arasinda ne isi oldugunu merak ettigimiz sirin bir sincap soze giriyor:
- Hayir hayir durun! Onlara aids bulastiralim!

Sahsen ben uzayda bundan daha kotu canlilarin olabilecegi ihtimalinin cok az oldugunu, ortada dogal kaynaklarin paylasilmasi sorunu olmadikca da hicbir halkin bir baska halka saldiracagini inanmiyorum.

Sorun da sanirim burada.Tarih derslerinde ezberlemekten helak oldugumuz paylasim savaslari bugun hala devam ediyor.Yapilan son iki savasi dusunelim, teknoloji gelistikce gezegenimizin en alakasiz yerleri bile birbirine meydan okuyup savasabiliyor, daha buyuk katliamlar gerceklestirebiliyor.Devletler ucuncu bir savas icin hirsla kilic biliyor, gazeteler yeni silahlarimizi gururla anlatiyorlar.Her devlet eger bir baska topragi isgal ederse oraya medeniyet goturdugu icin hakli oldugunu, degilse baskasinin isgalini engellemek icin silahlanmayi savunuyor.Bir tarafta binlerce insan olurken, olenleri isci populasyonundan ote degerli bulmayan egemen sinif ihaleler icin ellerini ovusturarak katilamlara yatirim yapiyor.

Ve dogal olarak, uzaydan gelecek olasi tehditleri de hesaba katiyorlar.Zira bugun uzaydan bir koloni dunyaya yerlesmeye gelse onlara bugunku ekonomik sistemimizi aciklamamiz mumkun degil.Sularimizi sirketlere sattik, bahcemizin disina bir meyve agaci dikmedik.Bahcemizden meyve almak isteyen cocuklari sopayla kovaladik.Kuslar bir parca koparmasin diye ilacladik herseyi.Kendimiz disinda kimseyle ne topragimizi, ne suyumuzu, para odemeyen kimseyle hicbir sey paylasmadik.Lutuf sayip hediye ettiklerimizi saymazsak, bugune kadar sikica sarildigimiz mulku kimseyle paylasmadik, paylasanlara enayi sifatini layik gorduk.iliklerimize kadar isleyen mulkiyet kavraminin verdigi hirsla ya patronlarimizi zengin etmek icin daha cok, daha cok calistik, ya da baskasinin mulkunu gizlice aldik, buna bu sistemde hirsizlik deniyor. Esas hirsizlik tanimi, bir topragi veya bir bitkiyi sahiplenmek olmaliydi.Adil bir sistemde hirsizligin tanimi kesinliklie mulk edinmek olacaktir.Sanirim bu sistemi baska gezegeneden gelen bir halka izah etmemiz mumkun degil.

Baska gezegenden gelen bir koloniye, egemen sinifin hibe edecek topragi yoksa, geriye kalan tek cozum, tarih derslerimizin ana gundemi olan savasmaktir.Cok guclu kimyasal silahlarimiz, utanc duyacagimiz yere gelismesine sevindigimiz ordularimiz var.Iste bu yuzden dunya disi varliklara antipati beslememiz dogal.Kimseyle paylasacak topragimiz yok bizim.Evrenin belki de en utanc verici gezegeninde yasiyoruz.

Thursday, August 13, 2009

Kadikoyde sol goruslu asabi bir abi, ozenle korudugu sovyet banknotlari koleksiyonunu satiyordu.yapma etme, satma guzelim paralari bu okuzlere dedim, bi kac tane aldim.Banknotlarin ustundeki adamlarin hikayesini hizlica anlatip, bir suru de hediye etti.1940, 1960 basimli cok degerli paralar vardi koleksiyonunda.Sahte olmadiklari kabartmalarindan belliydi.Yilmaz Erdogan'in dedigi gibi, birseylere, birilerine kizmis gibiydi yasli adam.

Tuesday, August 11, 2009

PostgreSQL Notlari

Gecen subat ayinda Devrim Gunduz'un Parkyeri'nde verdigi PostgreSQL kursunda aldigim notlar surada: http://gist.github.com/165678

Monday, August 10, 2009

dunyaya merhaba!

Yaklasik 1 yil sikca yazdigim blog'umu gecen yil webfaction'dan vps'e tasirken silmistim yanlislikla. Ayni gunluge devam edemeyecegim icin burayi acmistim, kendi halimde yeniden yazmaya baslamistim.Gecenlerde kaybettigim yazilarin Google Reader'da durdugunu gorunce sevinip hemen buraya toparlamaya karar verdim, iste bugun aciyorum tekrar gunlugumu. Merhaba dunya!